Mide Reflüsü Ameliyatında Hangi Yöntem Uygulanır?

Reflü hastalığı safra gibi sindirim sistemine ait enzim veya mide asitleri barındıran acı veya ekşi olabilen mide içeriğinin yemek borusuna ve ağza geri kaçması ile karakterize bir sağlık sorunudur. Çoğunlukla öğünlerden sonra ve yatar pozisyondayken kişinin göğsünde ve midesinde yanma hissine neden olur. Ağza acı mide suyunun gelmesi ve geğirme benzeri semptomlara neden olur. Reflü hastalığının yol açtığı problemler, erken aşamada küçük porsiyonlarla beslenmek, gıdaları iyi çiğnemek, kafein, alkol ve sigaradan uzak durmak, baharatlı, yağlı ve kafeinli gıda ve içeceklerden sakınmak gibi önlemlerle kontrol altına alınabilir. Ancak bu beslenme tavsiyelerinin ve medikal tedavilerin yetersiz kaldığı durumlarda cerrahi tedavi seçeneği kaçınılmaz hale gelir. Adana’da hastalarına hizmet veren Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Nurkan Törer, mide reflüsü ameliyatlarında kullanılan yöntemler hakkında bilgi verdi.

Mide Reflüsü Nedir?

Reflü mide asidinin özefagus olarak adlandırılan yemek borusuna geri kaçmasıdır. Reflü şikayetleri çoğu zaman öğünlerin ardından ve özellikle de yatar pozisyondayken ortaya çıkar. Toplum genelinde yaygın şekilde görülen bir rahatsızlık olan reflünün Türkiye genelindeki görülme yüzdesi yaklaşık yüzde 20 seviyelerindedir. Hastalığın seviyesine göre beslenme ve yaşam tarzı değişiklikleriyle, medikal tedavilerle veya cerrahi operasyonlarla tedavi edilmesi gerekir.

Reflü Ameliyatı Nedir? Hangi Yöntemler Kullanılır?

Reflü hastalığı şikayetleri ile doktora başvuran hastalarda ilaç tedavileri ve yaşam tarzı değişiklikleri ile sonuç alınamıyorsa reflü ameliyatı gündeme gelir. Reflü ameliyatı mide ve yemek borusunda kaçak oluşmasını engellemekle görevli kapak mekanizmasını onarmayı amaçlar. Bu kapak sistemi işlevini yerine getiremediğinde mide öz sıvısı yemek borusuna geri kaçar. Bunu önlemek için cerrahi müdahale gerçekleştirilir.

Mide reflüsü ameliyatında en sık tercih edilen yöntem; Laparoskopik veya Robotik Reflü Cerrahisidir. Laparoskopik yani kapalı cerrahi yöntemi ile gerçekleştirilen bu operasyon Fundoplikasyon olarak da adlandırılır. Ameliyatta hastanın üst batın bölgesinden minimal kesiler açılır. Bu kesiler üzerinden midenin üst kısmına erişilir. Mide ve yemek borusunda herhangi bir kesme ya da parça alma gibi işlem yapılmaz. Bu sayede fıtık oluşumu da giderilebilmektedir. Operasyon sırasında özel görüntüleme sistemleri cerraha rehberlik eder.

Fundoplikasyon ameliyatı için çok farklı teknikler tanımlansa da en sık uygulanan ikisi yöntemi tanımlayan cerrahların adıyla anılan Nissen veya Toupet yöntemleridir.

Laparoskopik Fundoplikasyon operasyonu, hasta genel anestezi etkisi altındayken gerçekleştirilir. Operasyon genellikle 50 ila 90 dakikalık bir zaman diliminde tamamlanabilmektedir. Hastanın genel sağlık durumu değerlendirildikten sonra hastanede yatış süresine karar verilir. Genellikle bir ila iki hastanede gözetim altında tutulan hastalar bu sürenin ardından taburcu edilerek eve gönderilir.

Nissen ve Tpupet ameliyatlarının farkı yemek borusu etrafına sarılan midenin sarılma oranıdır. Nissen Fundoplikasyonunda Mide yemek borusu etrafında tam tur (360 derece) sarılır. Kusma şikayetleri çok fazla olan veya Barret osefagus gelişen hastalarda birinci tercihtir. Ancak Ameliyat sonrası takılma hissi veya gaz sıkıştırma rahatsızlığı biraz daha sık görülebilir. Toupet de ise sarılan mide yemek borusu önünde bir miktar aralık bırakılarak midenin 270 derece sarılması şeklinde gerçekleştirilir. Bu sayede ameliyat sonrası yutma güçlüğü gibi şikayetler çok daha az görülür ve nispeten daha konforlu bir iyileşme süreci sağlar. Yoğun reflüyü önleyememesi veya nüks etmesi yönünde endişeler olmakla birlikte bir çok çalışmada başarısının Nissen’ den geri kalmadığı gösterilmiştir.

Geçmiş yıllarda kullanılsa bile günümüzde pek tercih edilmeyen bir diğer reflü ameliyatı yöntemi de LİNX operasyonudur. LİNX cihazı adı verilen, halka biçimindeki bir alet yardımı ile gerçekleştirilir.

Bu halka yemek borusunun dışında ve fakat mideye de yakın olan alt bölüme sabitlenir. Bu sayede mide sıvısının yemek borusuna geri kaçmasının önlenmesi amaçlanır. Bu yöntem, kullanılan cihazın sahip olduğu metal tellerden dolayı tercih edilmemektedir. Zira bu telleri vücudunda barındıran hastalara ilerleyen zamanlarda MR tetkiki yapmak mümkün değildir.

Reflü Ameliyatına Ne Zaman Başvurulur? 

Her reflü hastasına reflü ameliyatı uygulamak gerekmez. Hatta hastaların ortalama yüzde yirmilik bir bölümü reflü tedavisi için cerrahi operasyona ihtiyaç duyar. Reflü şikayetleri yaşam tarzında yapılacak sağlıklı yöndeki değişiklikler ve ilaç uygulamaları ile kontrol altına alınabilir. Reflü rahatsızlığının temel nedeni mide asidinin yemek borusuna yeniden kaçmasıdır. Dar kıyafetlerden ve aşırı kilo almaktan kaçınmak, yemekten hemen sonra uzanmamak gibi önlemlerle reflü akışı azaltılabilir. Yine bazı ilaçlarla mide asidi azaltılabilir. Fakat yemek borusunun alt kısmında bulunan ülser ve yaralar medikal tedavilere rağmen iyileşme göstermiyorsa, reflüden kaynaklı büyük bir mide fıtığı veya darlık söz konusu ise reflü ameliyatına karar vermek gerekebilir. Reflü cerrahisinde iki temel yaklaşım söz konusudur. Midenin yemek borusu ile bağlandığı noktadaki kas yapısını güçlendirmeyi amaçlayan ameliyatlar ve bu noktada varsa fıtığın onarılmasını amaçlayan ameliyatlar… Eğer hastada reflüye bağlı mide fıtığı söz konusu ise fıtığı onardıktan sonra mide ve yemek borusu arasında basınç alanı oluşturmak gerekebilir. Hangi ameliyat yönteminin tercih edileceğine karar verirken hastanın genel sağlık durumu ve cerrahın görüşü büyük önem taşır. Günümüzde mide reflüsü ameliyatlarının büyük bir bölümü kapalı yani laparoskopik veya robotik cerrahi yöntemi ile gerçekleştirilir. Bu sayede ameliyatın ardından hayati komplikasyonların büyük oranda önlenmesi mümkündür. Mide reflüsü cerrahisi hakkında daha kapsamlı bilgi almak için tıklayın.

Diğer Bloglar

Randevu Alın